Koçluk ’ta Müşteriyi Terapiye Yönlendirmek

Koçluk mesleğinin ülkemizde psikolog, psikiyatrist ya da terapistlerin hedefi haline gelmesinde koçlar olarak bizlerin de payı oldukça büyük. Zaman zaman kendi çizgisinin dışına bilerek [ya da bilmeden] çıkan, alanını korumayan [ya da koruyamayan] koçlar, tüm bir mesleğin karalanmasına sebebiyet verebiliyor. Yani kurunun yanında yaş da yanıyor.

Bu ayki yazımda koçluk hizmeti almak için bir koça başvuran müşterinin hangi durumlarda, neden, ne zaman ve nasıl terapiye yönlendirilmesi gerektiğini araştıracağız birlikte.

Basit olarak tanımlardan gidersek; koçluk müşterinin vizyonuna, başarısına, bugününe ve geleceğe doğru hareketine odaklanır. Koçlukta amaç performans artışı, öğrenme veya yaşamda belirli konularda gelişim sağlamaktır. Koçlar, yaşamını kolaylıkla idame ettiren, işlevsel bireylerle çalışırlar. Terapi ise psikopatolojiye, derinde yatan duygulara, bunların oluşumuna alan yaratan geçmiş yaşama odaklanır. Terapide amaç bireyin akıl sağlığının iyileşmesi veya travmadan kurtulması için derinlere yerleşmiş duygu durumlarıyla çalışmaktır. Dolayısı ile terapistler yaşamını idame ettirmekte güçlük çeken, yaşamsal fonksiyonlarında bozukluklar olan bireylerle çalışmakta, teşhis ve tedavi etmektedirler.

Öncelikle şunu anlamak gerekir ki, gerekli durumlarda müşteriyi terapiye yönlendirmek, ilgili standart ve yetkinliklerde açık bir şekilde belirtildiği üzere, koçun mesleki etik sorumluluğudur. Psikoterapi koçluğun çalışma alanının tamamen dışında kalır. Koçun bunu fark ederek yapacağı müdahale, yani yönlendirme, bireyin iyileşme süreci için önemli olmanın ötesinde hayat kurtarıcı bir öneme bile sahip olabilir.

Elbette koçun yönlendirme yapabilmesi için en önemli bir husus koçun bireysel öz farkındalığının yüksek olmasıdır. Geçen ayki yazımda da üzerinde durduğum bu konu, müşterinin ihtiyacının koçun kendi deneyimi, yetkinliği ve çalışma alanının dışında kalıp kalmadığını anlamak için hayati önem taşır. Dolayısı ile yine şunu söylemek isterim ki, koçluk mesleğinde ilerlemek ve başarılı olmak için bir koçun öncelikle kendi üzerinde çalışmaya, bireysel öz-farkındalığını geliştirmeye odaklanması çok önemlidir.

Devam edersek, koçun müşterisini terapiye yönlendirmesi gerekip gerekmediğine karar verirken dikkate alacağı en önemli gösterge bireyin günlük yaşamsal fonksiyonlarında kesinti yaşayıp yaşamadığıdır. Bunlar bireyin gün içerisinde sürdürdüğü, öz-bakım, beslenme, uyku, ev işleri, çalışma, eğlence gibi bir takım faaliyetlerdir. Eğer müşteri bu günlük faaliyetleri sürdürmekte zorlandığından bahsediyorsa büyük olasılıkla yetkin bir profesyonele, terapiye yönlendirilmelidir. Yani bir koç için, eğer müşterisi bu gibi şeylerden bahsediyorsa atılabilecek ilk adım yönlendirme yapmaktır.

Diğer taraftan eğer müşteri bu günlük faaliyetlerinde sorun yaşamıyor ancak koçlukta belli bir süre geçtiği halde herhangi bir ilerleme kaydetmiyorsa bu da yine bazı psikolojik engelleri olabileceğini gösterebilir. Böyle durumlarda bazen birey için eş zamanlı olarak koçluk ve terapi hizmeti almak fayda sağlayabilir. Müşteri, koçluk kontratı çerçevesinde koç ile çalışırken psikolojik sorunlarıyla ilişkili olarak da terapiye devam edebilir. Bu noktada koç ve terapistin iletişim halinde olmaları ve müşterinin koçlukta ilerleme sağlamaya başlaması çok değerlidir. Bazı durumlarda da koçluğa ara verilip öncelikle terapi çalışmasını sürdürüp sonrasında yeniden koçluğa dönmek de müşterinin ihtiyacını karşılayabilir.

Teşhis koymak için değil (!) ancak koçluk müşterisinin yetkin bir profesyonele yönlendirilmeye ihtiyacı olup olmadığını anlamak için en sık rastlanan bazı psikolojik rahatsızlıkların belirtilerinden de bahsetmek gerekir diye düşünüyorum [Bahsedilen belirtiler Amerikan Psikoloji Derneği verilerinden alınmıştır]. Davranışlarda belirgin bir sinirlilik, öfke, derin kaygı ya da üzüntü hali; iş yerinde (ya da okulda) aşırı performans kaybı; sosyal aktivite ya da ilişkilerden çekilme, kiloda ya da dış görünümde aşırı değişimler, kişisel hijyenin ihmali; uyku düzensizlikleri, aşırı fazla uyku ya da uykusuzluk hali. Eğer birey bu tür durumlardan bahsediyorsa, bir koç olarak onu ihtiyaç duyabileceği iyileşme sürecine destek alması için kendi alanında uzman bir terapiste yönlendirmek esastır.

Elbette ki tek başına bu tür belirtilerin varlığı müşterinin zihin sağlığına ilişkin bir sorun yaşadığı anlamına gelmeyebilir. Ancak, yapılacak yönlendirme kişinin eğer ihtiyaç duyuyorsa önlem almasını sağlamak adına çok önemli bir rol oynayabilmektedir.

Bu tür bir yönlendirme yaparken de dikkat edilecek birkaç husus bulunmaktadır. Öncelikle konu koçun ve müşterisinin bölünmeyeceği bir ortamda ve ihtiyaç duyulabilecek vakte sahip oldukları bir zaman diliminde konuşulmalıdır. Bu konuya ilişkin konuşmaya başlarken koçun müşterisi ile ilgili duyduğu endişeyi ve onun iyilik halini önemsediğini olumlu, yumuşak bir tonda açıklaması yapıcı olacaktır. Bu noktada koçun destekleyici, sabırlı, olumlu, net, açık ve yargısız olması çok önemlidir. Gözlemlediği belirtileri, davranışları ya da değişimleri paylaşır. Müşterisinde bu konuya ilişkin farkındalık oluşturabilmek adına konuyla doğrudan ilişkili açık uçlu sorular sorar ve onu dinler. Müşterisine konuyu değerlendirebilmesi için ihtiyaç duyabileceği alanı tanır, bu alan uzun bir sessizlik de içerebilir. Ve müşterisine terapi desteği almakla ilgili ne hissettiğini sormalıdır. Koç, bu noktada müşterisinin terapiden edinebileceği potansiyel faydaları da paylaşabilir.

Elbette kişi bu yönlendirme sonrasında koçun önerisine uymak ya da uymamak konusunda kendi seçimini yapacaktır. Terapiden göreceği faydalardan bahsederken müşteriye şöyle bir analoji sunulabilir; eğer bir bireyin kalbinde sorun varsa, dermatoloğa gitmek bu sorununa çözüm getirmeyecektir, bir kardiyolog ile görüşmelidir; dermatoloğa gitmek eğer cildinde bir sorun yaşıyorsa işe yarayacaktır. Benzer şekilde kendisinin de ihtiyaç duyduğu hizmet koçluk alanının dışında kalıyor olabilir.

Nihai olarak terapiste gitmek ya da gitmemek müşterinin kararı olacaktır. Bu anlamda profesyonel bir destek almak istemeyebilir. Koç olarak, eğer kendine ya da bir başkasına zarar vereceğine dair bir risk olduğunu düşünmüyorsak, onun bu kararına saygı duyarız. Ancak eğer bu anlamda risk olduğuna dair bir inancımız oluştuysa, böyle bir durumda yetkili mercilerle iletişime geçmemiz gerekebilir.

Bir koç olarak önemli olan bu tür durumlarda en iyi şekilde değerlendirme yapabilmektir. Eğer müşterinin ihtiyaç duyduğu alanda gerekli desteği almadan koçluktan fayda sağlamayacağını düşünüyorsak, onunla bunu doğrudan konuşmalı ve bu desteği almaya hazır olana kadar koçluğu bir süre askıya alacağımızı söyleyebilmeliyiz. Hiç unutmamamız gereken terapist olmadığımızdır!

 

Ebru Oğuş, PCC
Profesyonel Koç, Koç Eğitmeni

Bu yazıyı hazırlarken faydalandığım kaynağın İngilizce orijinaline;

https://coachfederation.org/app/uploads/2018/05/Whitepaper-Client-Referral.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.