Öğrenci Koçu Ne Yapar?

Koçluk meslek olarak her geçen gün popülerliğini arttırırken bir o kadar da merak edilen, farklı ekollerin desteklediği eğitimlerle de her geçen gün daha da artan potansiyele sahip bir meslek olmuştur. Yaşam, öğrenci, kariyer, aile, yönetici koçluğu gibi de hayatın ihtiyaçları içinde şekillenen, çeşitlenen bir yolda devam etmekte gelişim sürecine. Tüm bu akışta en çok çizgisini korumada güçlük çekilen koçluk alanı öğrenci koçluğu olduğunu gözlemlemekteyim. Çünkü öğrenci koçluğu, çocuklarla sadece eğitim hayatını kapsayan çalışmalardan oluştuğu yanılgısıyla yapılmaya çalışıldığında tüm denge bozulmaya başlıyor.

Adına ister eğitim koçluğu, ister öğrenci koçluğu denilsin; öğrenciye program oluşturup, kaç soru çözersen senin için daha iyi olur sorusuna cevap aramak mıdır? Oysa ki öğrencinin bir koçla çalışmasındaki en önemli etken kendini keşfetme yolculuğuna başlaması değil midir?

Sizinle çok kısaca gözlemimi paylaşmak istiyorum; zaten sistem içinde sıkışmış canım gençlerin, daha da okul – aile – özel hayat şeytan üçgeninde kaybolmakta olduğudur. Eğitim sistemimizin değişkenliği ve zorlayıcılığı bir taraftan, aileleri mutlu edebilme çabaları diğer taraftan gençlerimizi kendi hayatlarının anlamını, tadını, keyfini çıkaramadan, hayal bile kurmaktan çekinen bireyler haline getirmekteyiz.

Koçluk işte tam da burada devreye girmekte aslında…

Öğrenci koçu sadece danışanının akademik başarısına değil, tüm hayatını etkileyen süreçlerine; gerçekleştirmeyi hedeflediği şeylere, belirlediği yoldaki ihtiyaçlarına, motivasyonuna, kaygısına, aile ilişkisine, arkadaş ilişkisine, hedeflerine, hayallerine çalışabilmelidir. Ve bu yolculukta en önemli adımın da gençlerin kendisini tanıması, farkına varmasıyla başlanan ilk adım olarak düşünüyorum. Ve tabi ki tüm bunların hepsi bir bütünün parçalarıdır. Bu parçaları ayırıp sadece bir tek konuya yönelmek birçok şeyin de eksik kalmasına neden olacaktır. Bir diğer konu da danışanınızın yani öğrenci ile koç arasındaki jenerasyon farkının önemi. O koç koltuğuna oturduğumuzda bir öğrenci koçu olarak jenerasyona uyumu da son derece önemsiyorum. Anne, baba, öğretmen kimliklerinizden sıyrılmanın önemi… Ergenlik ve bu yaş grubu gençleri , hayatın getirileri nasıl etkiliyor da biz onlara nasıl uyum sağlayabiliriz. Ünlü araştırmacı Daniel Siegel’e göre bu yaş döneminde dört temel değişiklik yaşanıyor. Bu dönemde beynin dopamin salgısı artıyor. Bundan dolayı da ergenlik dönemindeki gençler, sürekli yenilik peşinde koşuyorlar. Bir diğeri, beynin duyguları yöneten kısmı bu yaşlarda daha aktif hale geliyor; çünkü beynin ön kısmı, duygu bölümünü yönetecek fiberleri gönderemiyor. Bu sebeple olaylar, gençlerde yetişkinlere göre daha duygusal tepkiler yaratıyor. Bir diğeri de beyin, farklı bölgeler arasındaki entegrasyonunu arttırıyor. Bu entegrasyon süreci öncesi beyin, farklı fikirler arasında daha çok bağlantı kurabiliyor. Yani gençler, daha yaratıcı oluyor. Ve en önemli değişiklik de yaşıtlarla ilişki kurma ihtiyacının artması. Kendi öngörümüz, kendi farkındalığımız değil, danışanımızın yani o pırıl pırıl gençlerin duygusu, hissettikleri, gündemi, istedikleri…

Bir koç olarak bizler genç danışanlarınızın tüm bu değişim gelişim süreçlerinde, kendi ajandamızı kabul ettirmek yerine dinleme, fikirlerimizi söylemek yerine keşfetme, eğitmeye çalışmak yerine ışık tutma, sırtını sıvazlamak yerine güven oluşturduğumuzda; zaten harika olan gençlerimizin de nefes alıp kendi gücünü keşfedip, yollarını bulacaklarından en ufak bir endişem bile yok.

Şahane gençlerimizle birlikte bu yolda onlara inanarak, keyifle yürüyebilmemiz dileğiyle…

 

Ceyda Tezel

Aile Danışmanı – Profesyonel Koç