Resilience – Duygusal Dayanıklılık: Dikkati Pozitif Olana Yöneltmek

Resilience – Duygusal dayanıklılıktan bahsederken duyguların sürekli değişim gösteriyor oluşu dikkate alınmalıdır. Bazen kendimizi iyi hissederken bir anda aldığımız bir haber tam tersi duyguları oluşturabilir bedenimizde. Ya da negatif bir durumun içerisinde benzer şekilde aldığımız iyi bir haberler iyi hissetmeye başlayabiliriz. Duygusal dayanıklılık bir anlam da bu salınımların arasında merkezimizi koruyabilmekle de ilgilidir: sürekli değişen duygular arasında savrulmadan kalabilme becerisi.
Ocak ayındaki yazımda bahsettiğim gibi, duygusal dayanıklılığımızı artırabilmek için yapılabilecek çalışmalardan birisi de bilinçli bir şekilde dikkatimizi pozitif olan üzerinde tutmaya çalışmaktır. Burada amaç pozitif duyguları çoğaltmak ve geliştirmektir ve bunu dikkatimizi bilinçli bir şekilde yöneterek yapmak mümkündür.
Dikkat üç farklı yöne kayabilir; negatif, nötr ve pozitif. Araştırmalar gösteriyor ki bir insan her gün yaklaşık 20.000 dikkate değer düşünce üretmekte ve insanın doğal eğilimi de bu düşünce silsilesi içerisinde ‘dikkatini negatif olana yöneltmek’. Aslında düşünürsek on binlerce yıl öncesinde yaşayan atalarımız için dikkati negatife yöneltmenin hayati önemi vardı. Ve nesiller boyunca süregelen bu eğilim sonucunda içgüdüsel olarak negatif olana yönelmeye meyilliyiz.
Dikkatin negatife yönelimi iki türlü oluyor; hem kendi içimizdeki olumsuzlukları daha fazla görüyoruz, nerede neyi hatalı yapıyoruz, nerelerde zayıfız, hatalıyız vs. Hem de başkalarının negatif yönlerine odaklanıyoruz, eksikleri hataları neler hep bunları görüyoruz… Ve biz dikkatimiz negatife yönelttiğimizde bu ister istemez nasıl hissettiğimizi, hayattan çıkardığımız anlamları ve dolayısıyla da davranışlarımızı etkiliyor.
Şunu bilmeliyiz ki bizler dikkatimizin kurbanları olmak zorunda değiliz! Eğer istersek bilinçli bir şekilde dikkatimizle ne yapacağımızı kontrol edebiliriz. Negatife odaklandığımızı fark ettiğimiz zaman, bilerek ve isteyerek dikkatimizi pozitif olana doğru çevirmeyi seçebiliriz.
Hepimizin çevresince Pollyanna diyebileceğimiz en az bir kişi vardır diye düşünüyorum. Evet, bazı insanlar her durumun içerisinde, koşullar ne olursa olsun, olumlu olanı görmeyi seçebilirler. Ancak eğer öyle insanlardan değilsek, iyi haber şu ki, dikkati pozitife yöneltmek doğuştan getirmek zorunda olduğumuz bir beceri değildir. Üzerinde çalışarak geliştirebileceğimiz bir beceridir ve yapılan araştırmalar gösteriyor ki, dikkati olumlu olana çevirmek yaşam kalitesini artıran, kişinin yaşamdan duyduğu keyfi ve tatmini çoğaltan çok önemli bir özelliktir. Bunu yapabilen kişiler diğer insanlarla daha iyi ilişkiler kurabilir, stresli durumlarla daha rahat başa çıkabilirler, fiziksel olarak bağışıklık sistemleri daha güçlüdür.
Bu anlamda kendi kendimizi ‘dikkat eğitimi’ne tabi tutabiliriz. Bu eğitimin en önemli tarafı; gerek kendimizde, gerekse başkalarında ya da çevremizde olan biten her şeyde olumlu bir yan görebilmek için çaba sarf ediyor olmamızdır. Öncelerde belki bu çalışma oldukça yoğun bir çaba gerektiriyor olacak, özellikle de doğal eğilimi her zaman negatife yönelmek olan biriysek eğer. Her çalışmada olduğu gibi burada da sabırlı ve istikrarlı bir şekilde devam edersek eğitimimize, zaman içerisinde beynimizdeki ilgili bölümlerde yeni yollar geliştirebilir, dikkatimizin pozitife yönelmesiyle ilgili bir kendiliğindenlik oluşturabiliriz.
Ayrıca, bugüne kadar farklı yazılarımızda bahsi geçen bilinçli farkındalık – mindfulness çalışmaları da bizi bu alanda desteklemekte, dikkati pozitife yöneltmekle ilgili yapacağımız çalışmaları kolaylaştırmaktadır.

 

Ebru Oğuş, PCC