Resilience – Duygusal Dayanıklılık: Mindfulness

Son birkaç yazımızda duygusal dayanıklılıktan ve duygusal dayanıklılığı artıran bilinçli çalışmalardan bahsediyoruz. Bu çalışmalardan bir tanesi de mindfulness – bilinçli farkındalık çalışmalarıdır. Doğu düşüncesinde mindfulness ‘zihni kontrol etmeye yardımcı olan bir beceri’ olarak tanımlanırken, batıyı bu kavram ile ilk defa tanıştıran kişi olan John Kabat-Zinn [MBSR – Mindfulness Based Stress Reduction, Mindfulness Temelli Stres Azaltma Programı’nın kurucusu] şu şekilde tanımlıyor: “Şimdiki anda, an be an yaşanmakta olan deneyimlere açık olarak, amaca odaklanmayla ortaya çıkan farkındalık.”

Ve ekliyor; “Yaşamın daha fazla farkında olmak ve daha az yargılayıcı davranmak iyi bir fikir olsa da yalnızca böyle düşünerek bir yere varamazsınız. Böyle düşünmek sizin kendinizi yetersiz bulmanıza ya da kontrolünüzü kaybetmenize yol açabilir. Farkındalığın etkili olabilmesi için bir tür adanmışlık gerekir. Farkındalık iyi bir uygulamadır. Zekice bir yöntem veya gelip geçici bir heves olmanın ötesinde bir tür varoluştur.”

Yaşamda doğal eğilimimiz gerçekten düşünmeden, otomatik pilottan hareket etmek çoğu zaman. Tıpkı araba kullanmak gibi, gerçek eylemin farkında olmadan sadece sürmek… Bunu yaptığımız zamanlarda bazen kendimiz için iyi olan şeyi gözden kaçırabiliyor ya da yapmamız gereken şeyleri yapmıyoruz. Ayrıca, bir başka doğal eğilimimiz de sahip olduğumuz düşünceleri ve duyguları her zaman gerçek olarak kabul edişimiz. Oysa ki, düşünceler yalnızca düşüncelerdir, hakikat değildirler.

Bilinçli farkındalığa sahip olmadığımız zamanlarda oldukça reaktif ve duygusal tepkiler veriyoruz. Geçmişte ve gelecekte takılıp kalıyoruz ki bu da şimdiki anın farkındalığını kaçırmamıza neden oluyor.

Doğu yaklaşımında zihnimiz, tüm bunlara sebep olan ‘maymun zihni’ olarak tanımlanıyor J İşte mindfulness çalışmalarının amacı da bu maymun zihni eğitmek ve yaşama belli bir farkındalık içerisinde dikkat verebilir hale gelmek.

Mindfulness ile ilgili özellikle son yıllarda çok fazla bilimsel araştırma yapılıyor. Bunlardan birisi de Wisconsin-Madison Üniversitesi’nde psikoloji ve psikiyatri profesörü ve aynı zamanda Sağlıklı Zihin Merkezi’nin kurucusu ve başkanı Richard Davidson tarafından yürütülen çalışmalardır. Davidson bir çalışmasında Budist rahiplerin ve daha önce hiçbir mindfulness çalışması yapmamış kişilerin beyin görüntülerini karşılaştırmıştır. Yaptığı bu çalışmanın neticesinde uzun süreli mindfulness pratiği olan kişilerde;

  • Beynin kendini inşa edebildiğini,
  • Daha az stresli olduklarını,
  • Sağduyulu düşünmeye daha yatkın olduklarını,
  • Beynin strese karşı ani davranışı susturabildiğini ya da parasempatik sistemi rahatlıkla devreye sokabildiğini göstermiştir.

Tüm yapılan araştırmalar neticesinde mindfulness temelli yapılan çalışmaların bireylerde; daha yüksek bir konsantrasyon ve daha sağlıklı düşünme becerisini artırdığı, soğukkanlı davranışları kolaylaştırdığı, zor koşullar altında daha iyi karar verme yetkinliği sağladığı, stres ve kaygı düzeyini azalttığı, başkalarını anlayabilme ve empati gücünü artırdığı görülmüştür. Denilebilir ki, uzun dönemli yapılan mindfulness pratiklerinin önemli ölçüde sosyal, duygusal ve fiziksel kazanımları vardır.

Dikkate almaya değer olduğunu düşündüğüm bu konuya ilişkin olarak, önümüzdeki ay en çok önerilen 5 mindfulness egzersizini konuşacağız.

Ebru Oğuş, PCC