Valla Kanyonu Maceram…

Bu sayıda köşemi şahane bir sporcuya veriyorum… 14 yaşında gerçekten zor bir macerayı gerçekleştiren oğlum Arda Tekin Tezel… Arda’nın kaleminden kendi macerası…

Valla Kanyonu Maceram…

İnternette Valla Kanyonu diye arama motoruna yazdığınızda; “Barındırdığı riskler nedeniyle rehbersiz girmenin yasak olduğu Valla Kanyonu, dünyanın en derin ve geçişi en zor ikinci kanyonu olarak gösteriliyor. Küre Dağlarını binlerce yıllık bir süreç sonucunda parçalayarak oluşturduğu kanyon, 800 metre derinliğinde ve yaklaşık 12 km uzunluğundadır. Kanyonda çok sayıda doğal tuzakla karşılaşma riski bulunmaktadır. Küçüklü büyüklü 40’ı aşkın şelaleler, kayaların arasındaki girdaplar ve sifonlar da hayati risk barındırmaktadır. Bu nedenle bu konuda eğitimsiz kişilerin kanyona girmesi yasaktır.” gibi açıklamalarla karşılaşıyorsunuz.

Şimdi akla gelen ilk soru şu oluyor sanırım; Peki, yani?

Aslında benim için 2 yıl boyunca seçebilmeyi hayal ettiğim ve bunun için yola çıktığım hayalim…

2013 yılında bir gezi sırasında ailemle birlikte Küre Dağları içinde doğayla iç içe geçirdiğimiz ve görkemli Valla Kanyonuna sadece yukarıdan seyir alanından bakabildiğimiz o tatil bir çok şeyi fark etmemi sağlamıştı. Ben doğanın içinde olmayı seviyordum, tırmanmayı, inmeyi, yürümeyi, çadırda kalmayı… Ve 2017 yılında doğa yürüyüşleri ile de devam etti. Babam ile birlikte gittiğimiz grup doğa yürüyüşlerinde yaşım küçük olduğu için diğer yürüyenlerden daha rahat ve hızlıca tamamlayarak ilk bitiren de olunca daha çok eğlenmeye ve sevmeye başladım. Aslında kendim sutopu sporcusuyum ve zaten sporu çok sevdiğim için de farklı sporları denemek hep daha da heyecanlandırıyordu beni.

Babam kanyon sporunu araştırırken Kanyon Arama ve Kurtarma Derneği KAD’ın bir programı olduğundan bahsetti. Ben de gelmek istiyorum dedim ama daha 13 yaşında olduğum için bu sporun benim yaşıma uygun bir spor olup olmadığı konusunda soru işaretleri vardı. Buraya katılan kişilerin yaşları benden büyüktü ama babam yetkililerle konuşacağını söyledi. Dernek yönetiminden onay gelmesiyle, benim için çok heyecanlı serüven de başlamış oldu…

İlk eğitim Ballıkayalar ip iniş eğitimiydi. Babamla birlikte yepyeni bir serüven için Ballıkayalar iniş eğitimi için patika yoldan grup ile çıktık ve kayalardan aşağıya baktığımda gerçekten kafamda soru işaretleri oluşmadı değil ama tüm eğitim ekibi çok profesyoneldi ve bu çok güven vericiydi. Dümdüz bir duvar, sadece ip, dağcı kemeri ve Hasan hoca… Onunla birlikte ilk inişimi çok büyük heyecanla tamamladım. Bu çok keyifliydi… Hatta inanılmazdı…

Sonrasında o gün defalarca patika yoldan bile gitmek yerine, karınca gibi kayalardan tırmanarak ve lunapark eğlencesiyle tepeye çıktım indim, tekrar çıktım indim… Günün sonunda çok fazla denemiş ve deneyim kazanmıştım. Sonraki eğitimlere babamla birlikte katılıp artık Kanyon sporcusu olmuştuk…

Birçok kanyon aktivitesine daha katıldık, bazıları çok zordu bazıları da kolay ama doğa yürüyüşü yaptığımız zamanlarda sadece yukardan gördüğümüz Valla Kanyonu babamla benim için gittikçe daha merak ettiğimiz bir kanyon haline gelmeye başlamıştı. Sadece seyir terasına çıkmak bile gerçekten çok heyecan vericiydi. O ilk seyir terasından baktığımızda öylesine yüksek, çok büyük ve çok ulaşılmaz görünmüştü… Dünyanın en derin ikinci kanyonuydu…

Hedef belliydi ve tüm eğitimler, deneyimler bizi her geçen gün Valla’ya daha da yaklaştırıyordu. Uzun zamandır hazırlandığımız Valla Kanyonu geçişi için 2 Ağustos 2018 tarihinde Kastamonu ilinin Pınarbaşı ilçesinde Kanyon Araştırma Derneği (KAD) liderliğinde gerçekleştirilen festival için ailecek yola çıktık. Alana geldiğimizde çadırlarımızı kurduk ve artık heyecanlı süreç başlamıştı.

O günün akşamında kendimi artık tam da kanyonun eşiğinde hissettiğim bir toplantı yapıldı. Teknik bilgilerin verildiği bu toplantıda, artık her şey çok gerçekti. Bu kanyona özel malzeme çantalarının hazırlanması gibi konuların yanında, bizlere dikkat edilmesi gereken ekstra geçişler, oluşabilecek sifonlar, tehlikelerden bahsedildi. Bunlar biraz ürkütücü olsa da çok heyecan vericiydi. Bizlere bir de izin belgesi dağıttılar, sakatlanma, sakat kalma ve ölüm tehlikesi karşısında tüm sorumluluğumu ben üstleniyorum yazan bir kağıt… İşte en vurucu kısmı buydu benim için toplantının. “Tüm sorumluluk benim.” Tabii ki imzaladık ve o toplantıda biraz daha büyüdüm.

Bize anlatılan, geçeceğimiz kanyonun riskleri, ayrıca o kanyonda daha önce sifona kapılıp ölen sporcu ve riskler… Evet, bunları dikkatli olmamız, bir takım olarak davranmamız için bilmemiz gerekiyordu elbette ama tüm bunlar, bizim ertesi sabah Valla Kanyon’una girişimize engel olmadı. Çünkü çok güçlü bir ekip ile birlikte giriyorduk kanyona…

Her birimizde ihtiyaçlarımızı karşılayacak ekipman, teknik malzemeler ve paylaştırılmış ortak gıdalar için su geçirmez kanyon çantası vardı. İlk gün tahminimden daha az zorlandım çünkü genelde suyun içinde geçiş gerçekleşti ve çantalar da zaten yanımızda iple bize bağlı olarak suda yüzüyordu, iple iniş yeri azdı ama bir atlayış kısmında kanyon içerisinde gruptan birisi atlayış sırasında ayağını sakatladı. Tüm ekip için daha zorlu bir süreç başlamış oldu. Onun için özel bir ekip oluşturuldu, istasyonlar hazırlayıp iple geçirildi, herkes birbirine destek veriyordu, takım ruhumuzu hiç kaybetmedik ve sonunda kamp alanına geldik. İlk kamp alanına geldiğimiz zaman çok dik bir rampa ile karşılaştık ve o günün en zorlu kısmı, elimizle ipe tutunarak o rampayı çıkmak oldu. Ve nihayet 7 saat sonra biraz daha rahat nefes alıp, kuru kıyafetlerimizi giydik. Yere matlarımızı serdik, ateşimizi yaktık ve ilk gün yiyeceğimizi yedik. Karnımızı doyurduktan sonra yorgun bir şekilde uyku tulumumuza girip, uyuduk.

Hava öylesine güzeldi ki, oksijen oranı çok yüksekti, gece 03:00 civarlarında uyandım. Gözlerimi açtığımda gökyüzüne baktım ve öyle çok yıldız vardı ki, inanılmaz bir manzaraydı. Hiç ışık olmadığı için yıldızlar çok net görülüyor ve ışıl ışıl parlıyordu. Yorgun olduğum için gözlerim ağırlaşmıştı ve uykuya daldım…

Sabah uyandığında açıkçası hem hava soğuktu ve de hala uykum vardı. Çok erken saatte yola çıkmalıydık, hedefimiz hava kararmadan kanyonun bitirmek idi. Güzel bir şekilde kahvaltımızı yaptık, eşyalarımızı topladık, neopren kıyafetlerimizi giyip devam ettik. Yüksekte kamp alanı kurduğumuzdan tekrardan suya girmek için atlama yapmamız lazımdı. Biraz yüksek olmasına rağmen atladık ve yolumuza devam ettik. Kanyonun içi tüm zorluklara rağmen çok güzeldi, bir sürü farklı bitki, farklı yapıda taşlar ve farklı böcekler vardı. Aslında o gün herhangi bir böcekten korkmadığımı anladım, süründüğüm yerler oldu, tırmandığımız yerler oldu, iple iniş yaptığımız yerler oldu. Ve tüm bunları yaşarken içecek suyum da bitti… Ama şelalelerden akan buz gibi ve berrak su ile mataralarımızı doldurduk. Ve artık kayaların başladığı zorlu bir patikaya geldik. Yaralı arkadaşımız bu yolu öncesi gibi geçemeyeceği için orada yardım gelmesini beklemeye başladık. Bir ateş yakıldı, sonrasında bir grup ekiple biz yürümeye devam ettik. Taşlar çok büyüktü, taşları tırmanıp, atlayıp tekrar tırmanmak gerekiyordu. Sırtımızdaki yükler daha ağır gelmeye başlamıştı ve bu zorlu yolda, yolun bir an önce bitmesi için kalan son gücümle hızlı bir şekilde yola devam ettim ve karanlık basmadan bu maceralı geçişi tamamladım. Neredeyse kanyondan çıkan ilk birkaç kişiden biriydim. Benden önce gelen birkaç kişi dışında orada annem ve diğer içerdeki ekibi bekleyen yakınlarını gördüm.

Annem çok heyecanlıydı ve gururluydu, ben çok mutluydum… Evet yorgundum ama çok da enerji doluydum. Başarmıştım…

Annemle kucaklaştık, bana yiyecek verdi ve kuru ve temiz kıyafetlerimi giyip babamın gelmesini bekledik, hava kararmaya başladı. Bekleme süresinde, 4 kişi henüz kanyondan çıkmadığı için öncümüz ile kanyona tersten girerek hava kararmadan kalanları kontrol etmeye karar verdi öncümüz ve arama kurtarma ekibinden bir kişi ile yola çıktık ve onların yaktıkları ateş sayesinde onları bulduk ve birlikte geri döndük. Hava iyice kararmıştı ben de artık bitmiştim ama tekrar kanyondan çıktığımda artık çok sağlam bir anım vardı ve belki de hayatıma çok şey katacak olan bir deneyim yaşamıştım. Kanyondaki deneyim gerçekten çok zordu ve bir takım olmamız, birlikte hareket etmek bana çok şey öğretmişti. Artık daha kararlı daha istikrarlı ve daha cesurdum…

Ve Valla Kanyonu’nu 14 yaşında geçen en genç kanyoncu olmuştum…

Bana bu yolda destek veren aileme ve bana yol gösteren başta babam ve tüm Kanyon Araştırma ve Doğa Sporları Derneğindeki hocalarıma çok teşekkür ederim…

Arda Tekin TEZEL